İddia

Bazı yazarlar, konuşmacılar ve sosyal medya hesapları, Milli Mücadele dönemini şu şemayla anlatmaktadır:

  • Vahdettin, işgaller karşısında çaresiz değildi; İngilizlerle ince diplomasi yürütüyor, devleti kurtarmaya çalışıyordu,
  • Mustafa Kemal Paşa’yı bilerek ve gizlice “vatanı kurtarsın diye” Samsun’a o gönderdi, ona “görevin budur” diye sır verdi,
  • Mustafa Kemal aslında İngilizlerin de adamıydı; onların bilgisi ve onayıyla Anadolu’ya geçti,
  • Daha sonra hem İngilizlere hem Vahdettin’e ihanet ederek kendi iktidarını kurdu; Cumhuriyet bu ihanetin ürünü oldu,
  • Bu yüzden Vahdettin vatansever, Mustafa Kemal ise vatan haini ve İngiliz ajanıdır.

Bu anlatıda, İngiliz belgelerinin de aslında “Mustafa Kemal’in İngiliz planının parçası olduğunu gösterdiği” öne sürülür; Sevres’e karşı çıkan asıl tarafın Vahdettin olduğu yazılır.

Kısa Cevap

Osmanlı arşivleri, TBMM zabıtları ve İngiliz dışişleri arşivlerinden yayımlanmış belgeler birlikte incelendiğinde tablo tam tersini göstermektedir:

  • Mustafa Kemal Paşa, Samsun’a İngilizlerin güvenlik şikâyetlerini yatıştırmak için gönderilmiş; Anadolu’ya geçince bu görevi, işgale karşı bir milli direniş örgütlemeye çevirmiştir,
  • İngiliz Yüksek Komiserliği, kısa sürede Mustafa Kemal’i tehlikeli bulmuş, İstanbul hükümetine onu geri çağırması ve etkisiz hale getirmesi için baskı yapmıştır,
  • Vahdettin, Milli Mücadele güçlendikçe İngilizlere daha yakın bir politika izleyerek Sevr çizgisine yaklaşmış; son aşamada İngiliz savaş gemisine binerek ülkeyi terk etmiştir,
  • İngiliz ve Osmanlı belgelerinde Atatürk “tehlikeli milliyetçi lider” olarak geçerken, Vahdettin ve Damat Ferit çizgisi işbirlikçi bir hat üzerinde görünmektedir.

Yani “Vahdettin gizli kahraman, Mustafa Kemal İngiliz ajanı” söylemi; arşiv belgeleriyle uyuşmayan, sonradan üretilmiş bir propaganda anlatısıdır.

Ayrıntılı İnceleme

1. Bu anlatı nereden çıktı?

Vahdettin’i “gizli kurtarıcı”, Mustafa Kemal’i “hain ve İngiliz ajanı” olarak resmeden anlatı, ağırlıklı olarak Cumhuriyet’ten onlarca yıl sonra kaleme alınmış bazı siyasal–ideolojik eserlerden ve tarikat çevrelerinden beslenmektedir. Bu metinlerin ortak özelliği:

  • Osmanlı’nın son padişahını aklamaya,
  • Cumhuriyet’i ve milli egemenlik fikrini itibarsızlaştırmaya,
  • Arşiv belgesi yerine hatırat, duyum ve komplo kurgusunu tercih etmeye

meyilli olmalarıdır. Ciddî tarihçilik ise bu iddiaları; İngiliz arşivleri, Osmanlı belgeleri ve dönemin tanıklıklarıyla test etmektedir.

2. 1918–1919: Gerçek tablo neydi?

Mondros Mütarekesi’nin ardından İstanbul fiilen işgal altındadır; İtilaf donanması Boğaz’a demirlemiş, ordular terhis edilmekte, Anadolu’da ise hem işgal hazırlıkları hem de yerel direniş kıpırtıları vardır. Vahdettin ve saray çevresi, büyük ölçüde:

  • İngiltere ile çatışmamak,
  • İmparatorluğun hiç değilse hanedanı koruyacak bir parçasını kurtarmak,
  • Anadolu’da baş gösterecek her tür silahlı direnişi “macera” görme

çizgisine yakın durur. Damat Ferit Paşa hükümetleri, İtilaf Devletleri’yle uyumlu bir teslimiyet siyaseti izler; Milli Mücadele’ye karşı Şeyhülislam fetvaları çıkarılır, Anadolu’daki direnişçiler “asi ve eşkıya” ilan edilir.

3. Samsun görevi: Mustafa Kemal neden ve nasıl gönderildi?

1919 başında İngiliz Yüksek Komiserliği, özellikle Karadeniz bölgesindeki Türk birliklerinin durumundan, asayişsizlikten ve “Rum–Ermeni nüfusa karşı tehditten” şikâyetçidir. İstanbul hükümetine gönderilen notalarda:

  • Bölgedeki Türk subay ve askerlerin dağıtılması,
  • Silahların toplanması,
  • İsyan ve karışıklık ihtimalinin önlenmesi

talep edilir. Bunun üzerine, geniş yetkileri olan bir müfettişin Karadeniz’e gönderilmesi fikri ortaya çıkar.

Mustafа Kemal Paşa, 30 Nisan 1919 tarihli irade ile 9. Ordu (sonradan 3. Ordu) Müfettişliğine tayin edilir; 6 Mayıs tarihli talimatnamede:

  • Karadeniz bölgesindeki birlikleri denetlemek,
  • Asayişi sağlamak ve silahları kontrol altına almak,
  • İtilaf kuvvetlerinin şikâyet ettiği hususları gidermek

gibi hususlar sayılır. Yani resmi görev, İngilizleri memnun edecek “sükûnet ve silahsızlanma” misyonudur; “Milli Mücadele’yi başlat, vatanı kurtar” diye verilmiş gizli bir emirden söz eden hiçbir resmî belge yoktur.

Mustafa Kemal Paşa’nın büyüklüğü, işte bu görevi Anadolu’ya geçince tersine çevirmesindedir: Yerel direnişleri birleştirir, kongreler toplar, İstanbul hükümetinden ve padişahtan bağımsız milli iradeyi örgütler.

4. İngiliz belgeleri Mustafa Kemal’i nasıl görüyor?

Türk Tarih Kurumu’nun yayımladığı “İngiliz Belgelerinde Atatürk” ciltlerinde; Londra Dışişleri Bakanlığı, İstanbul’daki yüksek komiserlik ve askeri makamların Mustafa Kemal hakkındaki raporları bir araya getirilmiştir.

Bu raporlarda Mustafa Kemal:

  • Anadolu’daki milliyetçi hareketin lideri,
  • İtilaf devletlerinin barış şartlarını reddeden,
  • Silahlı direnişi örgütleyen tehlikeli bir komutan

olarak tanımlanır. İngilizler, sık sık İstanbul hükümetine:

  • Mustafa Kemal’in geri çağrılmasını,
  • Görevden alınmasını,
  • Gerekirse tutuklanmasını

tavsiye ederler. Bazı raporlarda, onun faaliyetlerinin “Britanya çıkarları için ciddi tehlike oluşturduğu” açıkça belirtilir.

Yani İngiliz arşivindeki Mustafa Kemal portresi, “ajan” değil; “İngiliz planlarını bozan başlıca engel”dir.

5. Vahdettin’in İngilizlerle ilişkisi ve işbirliği tartışması

Vahdettin’in etrafındaki siyasi kadronun önemli bir bölümü, İngiliz Muhipleri Cemiyeti gibi yapılarda yer almış, İngiltere’nin mandasını veya himayesini Osmanlı için bir çıkış yolu olarak görmüştür. Damat Ferit Paşa, Şeyhülislam Mustafa Sabri gibi isimler, açıkça İngiliz yanlısı bir çizgi izlemiş ve Milli Mücadele’ye karşı propaganda yürütmüştür.

Milli Mücadele güçlendikçe Vahdettin:

  • Anadolu hareketini “isyan” olarak niteleyen fetvaları onaylamış,
  • Damat Ferit hükümetlerini ardı ardına göreve getirerek Sevr çizgisine yakınlaşmış,
  • Son aşamada İngiliz savaş gemisi Malaya ile ülkeyi terk etmiş ve İngilizlerin himayesine sığınmıştır.

Bunlar, “İngilizlerle mücadele eden gizli vatansever padişah” imajıyla uyuşmayan, somut tarihî vakalardır.

6. “Vahdettin Atatürk’ü Milli Mücadele için gönderdi” iddiası

Son yıllarda sıkça tekrarlanan bir başka versiyon da, Vahdettin’in Mustafa Kemal’e “Seni Anadolu’ya, milleti kurtarasın diye gönderiyorum” dediği ve bütün planın padişaha ait olduğu iddiasıdır.

Oysa:

  • Mustafa Kemal, Anadolu’daki faaliyetleri sebebiyle hem saray hem İngilizler tarafından sürekli baskı altında tutulmuş;
  • Vahdettin, ilerleyen süreçte Milli Mücadele’yi tasvip etmediğini bizzat beyan etmiş,
  • Vahdettin’in kendi açıklamaları, Anadolu hareketini “eşkıyalık” olarak niteleyen ifadeler içermiştir.

Akademik çalışmalar, “Vahdettin Mustafa Kemal’i Milli Mücadele’yi başlatması için gönderdi” iddiasını “sonradan üretilmiş bir çarpıtma” olarak nitelendirmektedir.

7. “İngiliz ajanı Atatürk” söyleminin kendi iç çelişkileri

Atatürk’ü İngiliz ajanı ilan eden söylem, kendi içinde de tutarsızdır. Şöyle ki:

  • Eğer Atatürk İngiliz ajanıysa, İngiliz belgelerinde neden “tehlikeli milliyetçi lider” diye geçmektedir?
  • Eğer Vahdettin vatanı kurtarmak için gizli plan yapmışsa, neden Sevr çizgisine yaklaşan hükümetlerle işbirliği yapmış ve Milli Mücadele’ye karşı fetvaları onaylamıştır?
  • Eğer İngilizler Atatürk’le birlikte çalışıyorsa, neden Ankara hükümetine karşı Yunan ordusunu desteklemişlerdir?
  • Eğer hepsi “gizli oyun” ise, Sakarya’dan Büyük Taarruz’a kadar on binlerce şehit verilen savaşlar hangi çıkarın ürünüdür?

Bu sorular, komplo anlatısının, arşivle ve mantıkla çatıştığını gösterir. “İngiliz ajanı” etiketi, genellikle siyasi tartışmalarda hakaret ve itibarsızlaştırma aracı olarak kullanılmaktadır.

8. Sonuç: Arşivlerin anlattığı hikâye

Osmanlı ve TBMM belgeleri ile İngiliz arşivleri birlikte okunduğunda ortaya çıkan tablo özetle şudur:

  • Mustafa Kemal Paşa, başlangıçta İtilafların istediği türde bir “asayiş müfettişi” olarak gönderilmiş; Anadolu’ya geçince bu görevi milli bir kurtuluş hareketine dönüştürmüş,
  • İngilizler, onu hızla “tehlikeli bir düşman” olarak görmeye başlamış ve etkisiz hale getirmek istemiştir,
  • Vahdettin ise, hanedanı ve tahtını koruma kaygısıyla hareket etmiş; İngiliz himayesini bir çıkış yolu olarak görmüş, Milli Mücadele güçlendikçe ondan uzaklaşmıştır.

Bu gerçekler, “Vahdettin vatansever, Mustafa Kemal İngiliz ajanıydı” anlatısının, belgeye değil, ideolojik bir geçmiş tasarımına dayandığını göstermektedir. Belgeler konuştuğunda, komplo teorileri fazla dayanamaz.

Kaynakça ve Belgeler

Bu metin hazırlanırken hem Osmanlı/TBMM belgelerine dayalı araştırmalar, hem de İngiliz arşivlerini yayımlayan çalışmalar dikkate alınmıştır. Başlıca başvurulan eser ve yayınlar:

  • Bilâl N. Şimşir, İngiliz Belgelerinde Atatürk (1919–1938), Cilt 1–3, Türk Tarih Kurumu yay.: İngiliz Dışişleri ve Yüksek Komiserlik raporlarının derlemesi.
  • “Mustafa Kemal Paşa’nın 9. Ordu Müfettişliğine Tayin ve Görevlendirilmesi” üzerine makaleler, Talimatname ve irade metinlerini inceleyen akademik çalışmalar.
  • Vahdettin’in 30 Nisan 1919 tarihli iradesi ve bu iradenin anlamını tartışan makale ve haber yazıları.
  • İngiliz Muhipleri Cemiyeti, Damat Ferit Paşa ve Şeyhülislam Mustafa Sabri’nin İngiliz yanlısı faaliyetlerini konu alan incelemeler.
  • Vahdettin–Atatürk–Milli Mücadele ilişkisini ele alan modern araştırmalar; Vahdettin’in “Atatürk’ü milli mücadele için gönderdiği” iddiasını tartışan akademik ve yarı-akademik yazılar.
  • Genel çerçeve için: Feroz Ahmad, Erik Jan Zürcher, Sina Akşin, Şerafettin Turan, Andrew Mango’nun geç Osmanlı–erken Cumhuriyet dönemi çalışmalarından ilgili bölümler.