İddia
Bazı yazarlar ve sosyal medya hesapları, Atatürk’ün özel hayatını şu şemayla anlatır:
- Atatürk aşırı içki içen, sarhoşluktan ayık gezmeyen bir “sefahat düşkünü”dür,
- Çankaya Köşkü geceleri kumar, dans, kadın ve eğlence âlemlerine sahnedir; “ahlaken çökmüş” bir ortam vardır,
- Atatürk’ün hayatına giren çok sayıda kadın olduğu, bunların bazen “gizlendiği” söylenir,
- Çocuğu olmaması “Allah’ın cezası”, “soyunun kesilmesi” veya frengi gibi bir hastalığın sonucudur,
- Manevi çocukları ise “imaj çalışması”dır; gerçek bir babalık ilişkisi yoktur.
Böylece Atatürk’ün siyasi mirası yerine, özel hayatı üzerinden karakter suikastı yapılır; içki ve eğlence alışkanlıkları, “dinsiz–ahlaksız lider” imajını beslemek için malzeme hâline getirilir.
Kısa Cevap
Güvenilir biyografiler, tanıklıklar ve tıbbi kayıtlar yan yana konduğunda tablo özetle şudur:
- Atatürk, özellikle akşam sofralarında rakı içen, sigara içen, çok çalışan ve az uyuyan bir devlet adamıdır; karaciğer sirozu da bu hayat tarzının sonucudur,
- Çankaya’daki geceler, eğlence kadar, politik tartışma, okuma ve karar toplantılarıdır; “sürekli sefahat” karikatürdür,
- Özel hayatında birliktelikleri, evliliği ve kırgınlıkları vardır; bu, döneminin hemen her lideri için de geçerli insani bir durumdur,
- Çocuğu olmamasına dair tıbbi iddialar (frengi vb.) somut belgeye değil, spekülasyona dayanır; buna karşılık çok sayıda manevi evlat edinmiş, onların eğitimi ve geleceğiyle yakından ilgilenmiştir,
- Bir insanın ahlakını yalnızca içki içip içmemesine, çocuğu olup olmamasına indirgemek tarihçilik değil, ahlak sopasıdır.
Yani “sefahat düşkünü, ahlaksız Atatürk” imajı; siyasal kavga için üretilmiş, belgelerle uyuşmayan bir karikatürdür. Özel hayatındaki zaafları ve alışkanlıkları, hem dönem bağlamı hem de yaptığı işlerle birlikte değerlendirilmelidir.
Ayrıntılı İnceleme
1. İddialar hangi kaynaklardan besleniyor?
Atatürk’ün özel hayatı üzerinden yürüyen ahlak tartışmalarının önemli bir kısmı:
- Resmî belgelerden çok, ikinci–üçüncü el anılara,
- Siyasi karşıtların yazdığı polemik kitaplara,
- Tek bir fotoğraf veya sahnenin abartılı yorumlarına
dayanır. “Sürekli içen, sabaha kadar dans eden, kumar oynayan ve kadın peşinde koşan Atatürk” imajı; hem dönemin genel yaşam kültürünü hem de Atatürk’ün çalışma temposunu görmezden gelen bir seçmeciliktir.
2. Günlük hayat: çalışırken ve dinlenirken
Tanıklıklar (Kılıç Ali, Hasan Rıza Soyak, yaverler vb.) ve ciddi biyografiler; Atatürk’ün hayatının büyük kısmını askeri seferler, toplantılar, okuma, yazma ve konuk kabullerinin doldurduğunu gösterir. Çankaya ve Dolmabahçe’de:
- Gündüzleri bakanlarla, komutanlarla, hukukçularla görüşmeler,
- Akşamları uzun sofralar, tarih ve siyaset tartışmaları, kitap okuma ve not alma,
- Aralarda müzik, oyun, bazen dans ve eğlence
iç içedir. Yani “gündüz uyuyan, gece alemlere akan” bir figür değil; “işkolik + akşamcı” bir lider profili oluşur.
3. İçki meselesi: alışkanlık, ölçü, sonuç
Biyografiler, Atatürk’ün genç subaylık döneminden itibaren içki içtiğini, özellikle rakıyı sevdiğini belirtir. Çoğu kaynak, ilerleyen yıllarda “orta–ağır düzeyde” bir içki alışkanlığından söz eder; günde yaklaşık yarım litre rakıdan bahsedenler vardır.
Tıbbi belgeler ve doktor raporları, 1938’deki ölüm sebebini karaciğer sirozu olarak kaydeder. Bu da uzun yıllar süren içki + yoğun çalışma + uykusuzluk + sigara kombinasyonunun tipik bir sonucudur.
Buradan çıkarılabilecek dürüst sonuç şudur:
- Evet, Atatürk içki içen, bunu gizlemeyen bir liderdir,
- Evet, bu alışkanlığının sağlık bedelini ağır ödemiştir,
- Fakat aynı dönemde, siroz teşhisi alana kadar devlet işlerini aksatmamış, savaşlardan reformlara kadar çok geniş bir iş yükünü taşımıştır.
Yani içki, hem zaafı hem de sağlık felaketinin sebebidir; ama “bütün ömrünü sarhoş geçirdi” iddiasını belge desteklememektedir.
4. “Sefahat âlemleri”, kumar ve eğlence
Çankaya ve Dolmabahçe geceleri; müzik, dans, halk oyunları, Rumeli türküleri, bazen tiyatro, bazen film ve dost sohbetleriyle doludur. Tavla, bilardo, kâğıt oyunları oynandığı; zaman zaman para üzerinden kumar da oynandığı anlatılır.
Burada tartışılması gereken nokta şudur:
- Bu eğlence ve oyunlar, devlet hazinesini yiyen, günlerce süren sefahat âlemleri midir?
- Yoksa benzer dönemin pek çok liderinde görülen, siyaset–eğlence karışımı gece toplantıları mıdır?
Tanıklıklar, masaların çoğu zaman siyaset tartışmaları ve kararlarla dolu olduğunu; eğlence ve müziğin bunlarla iç içe geçtiğini gösterir. Abartılı “sefahat” anlatıları, genellikle siyasi ya da ideolojik polemik metinlerinde şişirilmiş hâlde karşımıza çıkar.
5. Kadınlar ve özel ilişkiler
Atatürk’ün hayatında:
- Gençlik yıllarında Selanik ve Sofya’da bazı ilişkiler,
- Uzun süre tartışılan Fikriye Hanım’la yakınlık,
- 1923–1925 arasında Latife Hanım’la evlilik ve sancılı bir ayrılık,
- Daha sonra yanında bulunan bazı hanımlar ve dostluklar
olduğu bilinir. Ciddi biyografiler, onun kadınlara bakışını hem kadın haklarını savunan bir lider, hem de özel ilişkilerinde zaman zaman otoriter, kıskanç, dengesiz tavırlar sergileyebilen bir erkek olarak anlatır.
“Kadın düşkünü, ahlaksız adam” imajı ise:
- Belgesiz dedikodulara,
- Tek bir fotoğraf veya sahnenin pornografik bir dille yorumlanmasına,
- Özel hayatındaki çelişkileri abartıp siyasi mirasını yok saymaya
dayanır. Özel hayatı elbette eleştirilebilir; ama bunu, “kaç kadınla beraber oldu” sayacına çevirmek tarih değil, magazindir.
6. Çocuğu olmaması ve “Allah’ın cezası” söylemi
Atatürk’ün biyolojik çocuğu yoktur. Bu durum üzerinden:
- “Frengi oldu, kısır kaldı”,
- “Soyu kesildi, Allah böyle cezalandırdı”
gibi hem tıbbî hem teolojik iddialar üretilmiştir.
Tıbbî açıdan:
- Atatürk’ün teşhis edilmiş cinsel yolla bulaşan bir hastalığı olduğuna dair resmî bir tıbbi rapor yoktur,
- Ölüm raporlarında ve doktorların açıklamalarında belirgin teşhis karaciğer sirozudur,
- Kısırlık ihtimali, ancak dolaylı bir tahmin düzeyindedir; net bir sebep bilinmemektedir.
Buna karşılık Atatürk:
- Zehra, Sabiha Gökçen, Rukiye, Afet İnan, Nebile, Ülkü gibi kızları; Mustafa ve Abdurrahim gibi oğlanları manevi evlat edinmiş,
- Onların eğitimini, barınmasını, meslek edinmesini bizzat takip etmiş,
- Vasiyetnamesinde manevi evlatlarına düzenli ödeme şartı koymuştur.
Ayrıca 23 Nisan’ı “Çocuk Bayramı”, 19 Mayıs’ı “Gençlik ve Spor Bayramı” olarak düzenlemiş; çocuklara ve gençlere hitap eden çok sayıda konuşma yapmıştır. Bunların hiçbiri, “çocuk sevgisi olmayan ahlaksız adam” imajıyla uyuşmaz.
Son tahlilde, bir insanın çocuğunun olmamasını “ilahi ceza”ya bağlayan söylem; hem tarih metodolojisiyle hem de inanç ahlakıyla çelişir. Burada tarih değil, kin kusma vardır.
7. Ahlak tartışması: tarihçinin sınırı
Atatürk’ün özel hayatına dair şunları aynı anda söylemek mümkündür:
- İçki alışkanlığı sağlık açısından ciddi bir zaaf ve kötü örnek olmuştur,
- Özel ilişkilerinde kırdığı, üzdüğü insanlar; hayatına girip çıkan kadınlar olmuştur,
- Bunların hiçbiri, emperyalizme karşı verilen savaş, yeni bir devlet ve hukuk düzeni kurma gibi tarihî eylemlerini silmez.
Tarihçinin yapması gereken:
- Ne Atatürk’ü “melek”leştirmek,
- Ne de özel hayatından “şeytan” üretmektir.
İçki, sefahat, kadınlar ve çocuğu olmaması; propaganda dilinde birer sopa olarak kullanılır. Belgelerle bakınca karşımıza çıkan; zaafları, alışkanlıkları, hüzünleri ve sevgileriyle son derece insan bir liderdir. Onu sevmek de eleştirmek de mümkündür; ama iftira atmanın adı “tarih” değildir.
Kaynakça ve Belgeler
Bu metin hazırlanırken, Atatürk’ün özel hayatına dair magazin değil, belge temelli kaynaklara dayanılmıştır. Başlıca başvurulan eser ve yayınlardan bir seçki:
- Andrew Mango, Atatürk: The Biography of the Founder of Modern Turkey, HarperCollins / John Murray: Atatürk’ün çalışma temposu, içki alışkanlığı ve özel hayatına dair ayrıntılı değerlendirmeler.
- Lord Kinross, Atatürk: A Biography of Mustafa Kemal Atatürk: Çankaya ve Dolmabahçe geceleri, eğlence–siyaset dengesi ve kişisel ilişkiler.
- Atatürk Ansiklopedisi, “Atatürk’ün Manevî Çocukları” maddesi ve benzeri yazılar: Zehra, Sabiha Gökçen, Ülkü, Afet İnan, Nebile, Rukiye vb. hakkında bilgiler.
- Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri ve çeşitli anı kitapları (Kılıç Ali, Hasan Rıza Soyak, Ruşen Eşref Ünaydın vb.): çalışma düzeni, gece sohbetleri, içki ve sağlık ilişkisinin tanıklıkları.
- Atatürk’ün hastalığı ve ölümü üzerine tıbbî incelemeler, Prof. Dr. Mehmet Kamil Berk ve Prof. Dr. Nihat Reşat Belger’in raporları ve bunları yorumlayan makaleler: siroz teşhisi ve tedavi süreci.
- “Personal life of Mustafa Kemal Atatürk” maddesi ve referansları: içki–sigara alışkanlığı, yaşam tarzı, manevi çocuklar listesi ve gündelik hayat ayrıntıları.