İddia

Bağımsız Türkiye Partisi’nin (BTP) kurucusu Prof. Dr. Haydar Baş, kitaplarında ve konuşmalarında özetle şunları ileri sürmüştür:

  • “Atatürk hem ana, hem de baba tarafından seyyiddir; hatta hem seyyid hem şeriftir.”
  • “Osmanlı kayıtlarında, Atatürk’ün babası ‘Efkâf İdaresi’nde kâtib-i meclis Esseyid Ali Rıza Efendi olarak geçmektedir.”
  • “Annesi Molla Zübeyde Hanım, Seyyid Feyzullah Efendi’nin soyundandır; bu sebeple anne tarafından da seyyiddir.”
  • Atatürk’ün aile büyüklerinin, Balkanları İslâmlaştırmak üzere gönderilmiş “seyyid–mürşid” bir soyun devamı olduğu; dolayısıyla Atatürk’ün aynı zamanda “ehl-i beyt evladı” sayılması gerektiği iddia edilir.

Bu söylem, bir yandan Atatürk’e “dinsiz” diyen çevrelere karşı, onu dinî açıdan da yüceltmeyi amaçlamakta; diğer yandan Atatürk’ü “Peygamber soyundan gelen bir lider” olarak sunarak yeni bir tür kutsiyet anlatısı üretmektedir.

Kısa Cevap

Atatürk’ün aile kökeni ve Osmanlı’daki seyyidlik kayıt sistemi hakkındaki güvenilir kaynaklar bir arada değerlendirildiğinde tablo kabaca şöyledir:

  • Atatürk’ün baba tarafı, hem resmî sitelerde hem de akademik çalışmalarda, Makedonya’da Kocacık Yörüklerine mensup, Aydın–Söke ve Konya havalisinden Rumeli’ye göçmüş Türk Yörük bir aile olarak tanımlanır.
  • Annesi Zübeyde Hanım’ın ailesi de, Atatürk Ansiklopedisi ve çeşitli biyografik çalışmalarda, Konya–Karaman’dan Rumeli’ye gelen “Konyarlar” diye anılan Yörük/Türkmen bir soy olarak anlatılır; dedesi Sofuzâde Feyzullah Ağa, Langaza’da çiftçilik yapan bir Türkmen’dir.
  • Osmanlı’da seyyid ve şerifler, Nakîbü’l-eşraf kurumu tarafından tutulan özel defterlere (şecere-i tayyibe, sâdât defterleri vb.) kaydedilirdi; bu kayıtlar, seyyidlik iddiasını ispatlayan asıl belgelerdir.
  • Haydar Baş ve çevresi, Atatürk ailesinin seyyid olduğuna dair “Osmanlı kayıtlarına” atıf yapmakta, ancak bu kayıtların arşiv künyesini, defter numarasını, sayfa görüntüsünü ve bağımsız akademik değerlendirmesini yayımlamamaktadır. İddia, esasen kendi yayın organları içinde dolaşmaktadır.
  • Atatürk’ün ailesi hakkında arşiv ve saha araştırmasına dayalı çalışmalarda (Mehmet Ali Öz, Çağhan Sarı, Orhan Köksal vb.) seyyidlikten söz edilmez; aile, 500 yıla yaklaşan bir soy zinciriyle Yörük/Türkmen kökenli olarak izlenir.

Kısacası: “Atatürk seyyiddir” iddiası, bugünkü siyasî–dinî tartışmaların ürettiği bir yorumdur; ana akım tarih yazımında ve seyyidlik kayıtları literatüründe kabul görmüş, sağlam delillerle desteklenmiş bir bilgi değildir. Ne Atatürk’e “dinsiz” yaftası adildir, ne de onu “Peygamber torunu”na çeviren efsaneler.

Ayrıntılı İnceleme

1. İddianın kaynağı: Siyaset, propaganda ve yeni bir Atatürk imajı

Prof. Dr. Haydar Baş, uzun yıllar boyunca hem siyasî lider (BTP Genel Başkanı) hem de dinî–tasavvufî bir yapının şeyhi olarak faaliyet göstermiş, “Hoş Geldin Atatürk”, “Delilleriyle Atatürk’ün Soy Ağacı” gibi eserlerinde Atatürk’ü dinî açıdan da yücelten bir söylem geliştirmiştir.

Bu söylem, iki uçtaki propagandaya reaksiyon niteliği taşır:

  • Bir yanda Atatürk’e “dinsiz, İslâm düşmanı” diyen aşırı uçlar,
  • Diğer yanda Atatürk’ü neredeyse din üstü bir “laik put” hâline getiren yorumlar.

Haydar Baş çizgisi, bu karşıtlığın içine, “dindar/seyyid Atatürk” figürünü yerleştirir: Atatürk’ün Kur’an hafızı olduğu, ehl-i beyt soyundan geldiği, Balkanların dedeleri tarafından irşad edildiği gibi iddialar aynı paket içinde sunulur.

Fakat bir iddianın siyaseten cazip olması, tarihî olarak da isabetli olduğu anlamına gelmez. Bu noktada belgelerin ne söylediğine bakmak gerekir.

2. Atatürk’ün bilinen aile kökeni: Yörük/Türkmen çizgisi

Atatürk’ün ailesi hakkında eldeki en önemli veriler; resmî biyografiler, arşiv belgeleri, Makbule Atadan gibi yakın akrabaların hatıraları ve modern akademik çalışmalardır.

Bu kaynaklara göre:

  • Atatürk’ün babası, Selanik’te kereste ticareti ve gümrük memurluğu yapmış olan Ali Rıza Efendi’dir. Baba tarafından dedesi Kızıl Hafız Ahmet Efendi; aile, sözlü gelenek ve araştırmalara göre Kocacık Yörüklerine mensuptur.
  • Bu Yörük topluluğu, 14.–15. yüzyıllarda Konya ve Aydın civarından Makedonya’ya iskân edilen Oğuz/Türkmen yerleşimcilerle ilişkilendirilir; aile kökeni de bu çerçevede Türk Yörük çizgisine oturtulur.
  • Annesi Zübeyde Hanım’ın dedesi Sofuzâde Feyzullah Ağa, Selanik yakınlarındaki Langaza’da toprak işleriyle uğraşan bir Türkmen’dir. Atatürk Ansiklopedisi, Zübeyde Hanım’ın anne tarafını, Konya–Karaman’dan Rumeli’ye göç eden “Konyarlar” Yörükleri olarak kaydeder.

Atatürk’ün soyağacı ve doğum tarihi üzerine yapılan modern akademik çalışmalarda da (örneğin Mehmet Ali Öz’ün monografisi ve Çağhan Sarı – Orhan Köksal’ın makalesi) bu Yörük/Türkmen kökeni ayrıntılı biçimde takip edilir; aile zinciri yüzlerce yıl geriye götürülür, ancak seyyidlik iddiasına yer verilmez.

Özetle: Ana akım tarih yazımı, Atatürk’ün ailesini Peygamber soyundan değil, Rumeli’ye iskân edilmiş Anadolu kökenli Türk Yörüklerinden gösterir.

3. Seyyidlik nedir, Osmanlı’da nasıl kayıt altına alınır?

İddianın sağlıklı değerlendirilebilmesi için, Osmanlı’da seyyidlik kurumunun nasıl işlediğine kısaca bakmak gerekir.

Seyyid ve şerifler (Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin soyundan geldikleri kabul edilenler), Osmanlı’da Nakîbü’l-eşraf adı verilen özel bir kurum tarafından takip edilirdi. TDV İslâm Ansiklopedisi ve konuyla ilgili araştırmalar bize şunları söyler:

  • Seyyid olduğunu iddia edenler, şecere (soy kütüğü) ile Nakîbü’l-eşrafa başvurur; inceleme sonrası uygun görülürse kendilerine “siyadet hücceti” verilirdi.
  • Merkezde ve taşrada, seyyid ve şeriflerin adlarının, soy zincirlerinin, ikamet yerlerinin, aldıkları maaşların kaydedildiği nakîbü’l-eşraf defterleri tutulurdu.
  • Bu defterlerin bir amacı da, “müteseyyid” denilen sahte seyyidleri tespit edip ayıklamaktı; yani seyyidlik iddiası sıkı bir kayıt sistemine bağlıydı.

Dolayısıyla, “Osmanlı kayıtlarında seyyiddir” denildiğinde, makul olarak beklenen şey; hangi defterde, hangi tarih ve numarayla, nasıl bir şecere kaydının bulunduğunun açıkça gösterilmesidir.

4. Haydar Baş’ın “delilleri”: Hangi belge, hangi künyeyle?

Haydar Baş ve çevresi, Atatürk’ün babası için “Efkâf İdaresi’nde Esseyid Ali Rıza Efendi” kaydını öne sürer; annesi için de “Seyyid Feyzullah Efendi’nin soyundan” ifadesini tekrarlar.

Ancak burada birkaç ciddi problem vardır:

  • Bahsedilen “Osmanlı kaydı”nın arşiv künyesi (hangi defter, hangi numara, hangi varak) kamuoyuna açık ve denetlenebilir şekilde yayımlanmamıştır. İddia, büyük ölçüde kendi çevre yayınlarında sözlü aktarım düzeyinde kalmaktadır.
  • Osmanlı bürokrasisinde “seyyid” unvanı zaman zaman hürmet ifadesi olarak da kullanılmış; bazı belgelerde isimlerin önüne otomatik olarak eklenmiştir. Bu gibi durumlarda, kişilerin gerçekten Nakîbü’l-eşraf defterlerine kayıtlı olup olmadığı ayrıca incelenmelidir.
  • Atatürk ailesi üzerine çalışan bağımsız tarihçiler ve genealoji uzmanları, bugüne kadar bu iddiayı teyit eden bir nakîbü’l-eşraf defteri kaydına ulaşmamış, yayımlamamıştır. Buna rağmen “bu artık tartışmasız bir hakikattir” demek bilimsel metodolojiyle bağdaşmaz.

Yani ortada, “Atatürk seyyiddir” diyen bir siyasî–dinî liderin beyanı vardır; fakat bu beyanı sağlamlaştıracak, herkesin açıp bakabileceği şeffaf bir arşiv belgesi zinciri ortaya konmuş değildir.

5. Bir kişinin kimliğini istediğimiz yönde “yeniden yazmak”: İyi niyet, kötü yöntem

Atatürk’ün seyyid ilan edilmesi, ilk bakışta “müspet” bir amaç taşıyor gibi görünebilir: Atatürk’e “dinsiz” diyenlere karşı, onu Peygamber soyundan göstermek… Fakat yöntem sorunludur:

  • Geçmişte Atatürk’ü karalamak isteyenler, onu Yahudi/Sabetaycı, Rum, Ermeni, dönme vb. göstermeye çalışmış; birbirini tutmayan onlarca köken iddiası piyasaya sürülmüştür.
  • Bugün ise başka bir uç, Atatürk’ü Bektaşi–Melami kutup, gizli tarikat şeyhi, seyyid–şerif, ehl-i beyt evladı olarak anlatmaktadır.

Bu tablo bize şunu gösterir: Atatürk’ün kimliği, farklı siyasî ve dinî gruplar tarafından, kendi gündemlerine göre “yeniden yazılmakta”dır. Belgelerden hareket etmek yerine, önce sonuç belirlenmekte, sonra o sonuca uygun anlatılar üretilmektedir.

Oysa sağlıklı olan; Atatürk’ü ne “gizli Yahudi” ilan etmek, ne de “gizli seyyid”e çevirmektir. Aile kökeni hakkında ne biliyorsak, o kadarıyla yetinmek; bilmediğimiz yerde “bilmiyoruz” demektir.

6. Sonuç: Atatürk’ü savunmak, onu efsaneleştirmek zorunda bırakmaz

Özetlersek:

  • Atatürk’ün bilinen soyu, mevcut akademik literatürde ve resmî kaynaklarda, Rumeli’ye iskân edilmiş Anadolu kökenli Yörük/Türkmen bir aile olarak kaydedilmiştir.
  • Osmanlı’daki seyyidlik sistemi, sıkı kayıt gerektiren kurumsal bir yapıdır; “seyyidlik” iddiası ancak nakîbü’l-eşraf defterleri ve şecere belgeleriyle ciddiye alınabilir.
  • Haydar Baş çizgisinin “Atatürk hem ana hem baba tarafından seyyiddir” söylemi, şu ana kadar böyle sağlam ve şeffaf bir belge setiyle desteklenmemiş; daha çok kendi cemaat–siyaset çevresi içinde dolaşan bir anlatı olarak kalmıştır.
  • Atatürk’ü tarihsel gerçekliğiyle savunmak; onu hem iftiralardan hem de iyi niyetli ama belgesiz efsanelerden korumayı gerektirir. “Belge konuşsun” deniyorsa, seyyidlik iddiası için de aynı titizlik geçerli olmalıdır.

Bu sayfanın önerdiği tutum şudur: Atatürk’ü sevmek için onu Peygamber torunu yapmaya; eleştirmek için de şeytanlaştırmaya gerek yok. Bir milletin kurucu lideri, her şeyden önce insandır; asıl saygı da onu ideolojik kalıplara sıkıştırmadan, gerçekte olduğu gibi görebilmekten geçer.

Kaynakça ve Önerilen Okumalar

Bu metin hazırlanırken, Atatürk’ün ailesi, seyyidlik kurumu ve Haydar Baş’ın iddiaları hakkında farklı tür kaynaklardan yararlanılmıştır. Öne çıkan bazı başlıklar:

  • “Atatürk ve Ailesi” (MSÜ Kara Harp Okulu resmî sitesi): Atatürk’ün baba ve anne tarafına ilişkin temel bilgiler; Kızıl Hafız Ahmet Efendi, Sofuzâde Feyzullah Efendi, Kocacık Yörükleri vurgusu.
  • Atatürk Ansiklopedisi, “Zübeyde Hanım” maddesi: Zübeyde Hanım’ın Langaza’daki hayatı, “Konyarlar” Yörükleri ve Konya–Karaman kökeni hakkında bilgiler.
  • Mehmet Ali Öz, Atatürk’ün Ailesi (kitap tanıtım yazıları): Atatürk’ün soy kütüğünün 500 yıl öncesine kadar takip edildiği, aile kökenlerinin arşiv belgeleriyle incelendiği çalışmalar.
  • Çağhan Sarı & Orhan Köksal, “Atatürk’ün Soy Ağacı ve Doğum Tarihi Hakkında Bir Değerlendirme”: Atatürk’ün ailesi ve doğum tarihi üzerine akademik inceleme.
  • TDV İslâm Ansiklopedisi, “Nakîbüleşraf” maddesi ve Ekrem Buğra Ekinci vb. çalışmalar: Osmanlı’da seyyidlik, nakîbü’l-eşraf kurumu ve seyyid defterleri hakkında genel çerçeve.
  • Prof. Dr. Haydar Baş’ın “Delilleriyle Atatürk’ün Soyağacı” yazıları ve konuşmaları (Yeni Mesaj, Kilis Postası vb.): Atatürk’ün seyyidliği iddiasını ileri süren metinler.
  • Atatürk’ün kökenine dair farklı iddiaları aktaran haber ve yorumlar: Atatürk’ün Yahudi, Sabetaycı, seyyid, melami vb. gösterilmesi çabasının siyasî–ideolojik bağlamını görmek için karşılaştırmalı örnekler.