İddia

Popüler anlatıda Harf İnkılabı şöyle resmedilir:

  • Atatürk, bir gecede Arap harflerini atıp Latin harflerini getirerek tüm milleti aniden okuma yazma bilmez hâle getirmiştir,
  • “Herkesin” okuyabildiği Osmanlıca kitaplar ve Kur’an, bir anda anlaşılmaz hâle gelmiş; insanlar kendi dedesinin mezar taşını bile okuyamaz olmuştur,
  • Bu hamle, bilerek ve isteyerek yapılmış bir “kültürel kopuş” ve “hafıza katliamı”dır; millet geçmişiyle bağı tamamen kesilerek boş bir sayfaya dönüştürülmüştür,
  • Sonuçta, “medeniyet” adı altında koca bir topluma zorla cehalet dayatılmıştır.

Böylece Harf İnkılabı, okuryazarlığı artırmaya dönük bir reform değil, planlı bir “cahilleştirme projesi” gibi sunulur.

Kısa Cevap

Resmî sayımlar, kanun metinleri ve okuma-yazma seferberliği birlikte incelendiğinde tablo şöyledir:

  • 1927 nüfus sayımında Türkiye’de okuryazarlık oranı yaklaşık yüzde on buçuk civarındadır; yani nüfusun büyük çoğunluğu zaten okuma yazma bilmemektedir.
  • 1 Kasım 1928’de kabul edilen “Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanun”, gazeteler, resmî yazışmalar ve eğitim için kademeli geçiş takvimi öngörür; eski harflerin tamamen yasaklanması “bir gece”de olmaz.
  • Harf İnkılabı ile eş zamanlı olarak 1929 başında Millet Mektepleri açılır; amaç, okul dışı yetişkin nüfusa yeni harflerle kısa sürede okuma yazma öğretmektir.
  • Resmî istatistiklere göre okuryazarlık oranı 1927’de yüzde on buçukken, 1935’te yüzde yirminin üzerine çıkar; sonraki on yıllarda da artış devam eder.
  • Eski yazıyla okuyabilen azınlık için elbette ciddi bir uyum maliyeti doğmuştur; ancak bu, “milletin tamamı bir gecede cahil kaldı” cümlesinin gerçekliği yansıtmadığı gerçeğini değiştirmez.

Kısacası: Harf İnkılabı, özellikle eski kuşak için acılı bir kırılma ve kültürel devamlılık açısından tartışmalı, ama okuryazarlığı uzun vadede ciddi biçimde artırmış bir reformdur. “Bir gecede cahil bırakma” ifadesi, tarihî tabloyu karikatürleştiren bir slogandır.

Ayrıntılı İnceleme

1. Eski alfabe niçin tartışılıyordu?

Türkçe, yüzyıllar boyunca Arap kökenli Osmanlı alfabesiyle yazıldı. Fakat bu alfabe, Türkçenin ses yapısına tam uymuyordu; özellikle sesli harflerin gösteriminde ciddi karışıklıklar vardı.

Sonuç:

  • Yazılan kelimeyi doğru okuyabilmek için dili zaten iyi bilmek gerekiyordu,
  • Yeni başlayanlar için harf–ses ilişkisi karmaşık ve yorucuydu,
  • Okuma yazma, dar bir elit zümrenin becerisi olarak kalıyordu.

Nitekim 19. yüzyıldan itibaren Osmanlı aydınları arasında da alfabenin ıslahı veya değiştirilmesi tartışmaları başlamış; Latin yazısına geçme fikri, Atatürk’ten önce de gündeme gelmişti.

2. Harf İnkılabı nasıl ve ne zaman yürürlüğe girdi?

1 Kasım 1928’de TBMM’de kabul edilen “Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanun” ile, Türk dilinin Latin esaslı yeni bir alfabe ile yazılması kararlaştırıldı.

Kanuna göre:

  • 1 Aralık 1928’den itibaren gazeteler, dergiler, ilan ve tabelalar yeni harflerle basılacaktı,
  • 1 Ocak 1929’dan itibaren resmî yazışmalarda yeni harflerin kullanılması zorunlu olacaktı,
  • Halk, resmî dairelerle yaptığı işlemlerde eski yazıyı 1 Haziran 1929’a kadar kullanmaya devam edebilecekti.

Yani pratikte birkaç aylık sıkı bir geçiş dönemi vardır; bu da azımsanmayacak kadar kısadır. Ancak yine de bu süreç, “bir gecede” değil, kanunda adım adım tanımlanmış bir takvimle yürümüştür.

Atatürk bizzat ülkeyi dolaşarak “alfabe seferberliği” yürütmüş; halka kara tahta başında yeni harfleri anlatmıştır.

3. Millet Mektepleri: Yetişkinler için okuma yazma seferberliği

Harf İnkılabı’nın hemen ardından, 1 Ocak 1929’da Millet Mektepleri açıldı. Amaç, okul çağını geçmiş olan yüz binlerce yetişkine yeni harflerle okuma yazma öğretmekti.

Millet Mektepleri:

  • Kahvehane, cami, köy odası gibi mekânlarda açılan “sabit”,
  • Öğretmenin köy köy dolaştığı “seyyar”,
  • İhtiyaca göre kurulan başka tür kurslarla

tüm ülkeye yayılmış; kısa süreli ama yoğun kurslarla temel okuma yazma becerisi kazandırmaya çalışmıştır.

Harf değişmeden önce zaten okuma yazma bilmeyen çoğunluk için, bu kurslar, ilk defa okuryazar olma fırsatı anlamına gelmiştir.

4. Okuryazarlık verileri: Kim “bir gecede cahil” oldu?

Resmî sayımlar bize şunu gösterir:

  • 1927 sayımında okuryazarlık oranı yaklaşık yüzde on buçuktur (kadınlarda çok daha düşüktür),
  • 1935 sayımında bu oran yüzde yirminin üzerine çıkar,
  • Sonraki on yıllarda da okullaşma ve okuryazarlık artışı devam eder.

Yani Harf İnkılabı’ndan önce:

  • Nüfusun ezici çoğunluğu zaten okuma yazma bilmemekteydi,
  • Okumayı bilen azınlık, ağırlıklı olarak şehirli, erkek ve devletle/ulemayla ilişkili kesimdi.

Dolayısıyla, “milletin tamamı bir gecede cahil oldu” cümlesi, istatistikî olarak doğru değildir. Doğruya yakın ifade şudur: Eski yazıyı bilen azınlık, kısa sürede yeni yazıyı da öğrenmek zorunda kaldı; eski metinleri okuyabilen yeni kuşakların sayısı ise zamanla azaldı.

5. Kültürel devamlılık meselesi: ‘Felaket başarı’ tartışması

Harf İnkılabı’nın en çok tartışılan yönlerinden biri, kültürel hafıza üzerindeki etkisidir. 19. yüzyıl ve öncesine ait Osmanlıca metinler, yeni nesiller için giderek daha “uzmanlık alanı” hâline gelmiş; sıradan bir yurttaş, dedesinin mektubunu veya mezar taşını okuyamaz olmuştur.

Geoffrey Lewis, Türkçe dil reformunu “catastrophic success” (felaket bir başarı) diye niteler: Alfabe ve dil sadeleşmesi, okuryazarlığı artırmada çok başarılı olmuş; ama bu sırada geçmişle bağları da zorlaştırmıştır.

Bu eleştiri haklıdır; ama bu durum, Harf İnkılabı’nın amacının “milleti cahilleştirmek” olduğunu göstermez. Burada, modern ulus-devlet kurma arzusu ile tarihî sürekliliğin bedeli arasındaki gerilim vardır.

6. “Herkes okuyordu da elinden mi alındı?” miti

Bir diğer yaygın söylem, Osmanlı toplumunun “çok okuyan, çok kültürlü” olduğu, harf değişince her şeyin bir anda unutulduğu iddiasıdır. Oysa:

  • Okuryazarlık oranı düşüktür; yani Arap harfleriyle yazılan metinlere küçük bir elit zümre erişebiliyordu,
  • Köylerde ve kırsalda yaşayan büyük çoğunluk, Kur’an’ı yüzünden okusa bile çoğu zaman anlamını bilmeden okumaktaydı,
  • Yeni harflerle yürütülen seferberlik, bu büyük kitleyi ilk defa metinle ilişki kuran aktör hâline getirmiştir.

Yani eski yazıya hâkim olmayan milyonlarca kişi için Harf İnkılabı, “cehalete düşüş” değil, okuryazar olmanın kapısını aralayan bir süreçti.

7. Sonuç: Bir gecede cehalet mi, sancılı bir modernleşme mi?

Toparlarsak:

  • Harf İnkılabı, kısa geçiş süresi ve sert uygulamalarıyla tepeden inme, otoriter bir karakter taşır; eski yazıyı bilen kuşak için ciddi bir uyum maliyeti ve kültürel kopuş yaratmıştır,
  • Buna karşılık, yeni harflerin öğrenme kolaylığı ve Millet Mektepleri gibi kampanyalar sayesinde, okuryazarlığın kademeli olarak artmasına zemin hazırlamıştır,
  • “Milleti bir gecede cahil bıraktı” cümlesi; hem 1920’lerin gerçek okuryazarlık seviyesini, hem de kanunun kademeli uygulanışını görmezden gelen, slogan değeri yüksek ama tarihsel derinliği zayıf bir iddiadır.

Bu sitede amaç, Harf İnkılabı’nı ne kutsal bir dokunulmazlığa, ne de toptan bir “felaket” damgasına hapsetmek değil; maliyetleri ve kazanımlarıyla birlikte, belgeye dayanarak değerlendirmektir.

Kaynakça ve Önerilen Okumalar

Bu metin hazırlanırken, Harf İnkılabı ve Millet Mektepleri hakkında hem Türkçe hem yabancı literatürden yararlanılmıştır. Öne çıkan bazı kaynaklar:

  • “Turkish alphabet reform” maddesi: Harf İnkılabı’nın tarihçesi, 1927–1935 okuryazarlık verileri ve kanunun uygulama takvimi.
  • “Turkish alphabet” maddesi: Yeni alfabenin yapısı, kabul tarihi ve Atatürk’ün reformdaki rolü.
  • D. Çakıcı, “Millet Mektepleri (1928–1935)” ve benzeri çalışmalar: Millet Mekteplerinin kuruluş amacı, türleri ve yürüttüğü okuma-yazma seferberliği.
  • “Millet mektebi” maddesi, Vikipedi: sabit, seyyar, özel millet mektebi türleri ve uygulama örnekleri.
  • Geoffrey Lewis, The Turkish Language Reform: A Catastrophic Success: Dil ve harf reformunun hem büyük başarısını hem de kültürel süreklilik üzerindeki maliyetini tartışan klasik eser.
  • Çeşitli makaleler ve istatistik derlemeleri: 1927 ve 1935 nüfus sayımlarındaki okuryazarlık oranlarını ve bölgesel dağılımları değerlendiren çalışmalar.