İddia
Popüler anlatıda, Şapka Kanunu şöyle resmedilir:
- Atatürk, Şapka Kanunu ile herkese zorla şapka giydirmiş,
- Bu kanuna karşı çıkan “binlerce âlim” sadece şapka takmayı reddettikleri için İstiklal Mahkemeleri’nde idama mahkûm edilmiştir,
- İskilipli Atıf Hoca başta olmak üzere birçok din âlimi, “şapka giymediği için” asılmış, Kahramanmaraş’ta 500 kişi, başka şehirlerde yüzlerce kişi sırf başlık tercihinden ötürü darağacına gönderilmiştir,
- Sosyal medyada dolaşan toplu darağacı fotoğrafları da bu idamların “belgesi” olarak sunulur.
Böylece hem Şapka Kanunu hem de İstiklal Mahkemeleri, temelde “başına şapka takmadığın için asılma” hikâyesine indirgenir.
Kısa Cevap
Kanun metni, Ceza Kanunu hükümleri ve İstiklal Mahkemeleri’ne dair çalışmalar birlikte incelendiğinde tablo kabaca şöyledir:
- 25 Kasım 1925 tarihli 671 sayılı “Şapka İktisası Hakkında Kanun”, milletvekilleri ve memurlara şapka giyme zorunluluğu getirir; halk için de şapkanın genel serpuş olacağını söyler. Kanunun kendisinde idam cezası yoktur; ceza, dönemin Türk Ceza Kanunu’nda birkaç aya kadar hapis olarak düzenlenmiştir.
- Şapka Kanunu’na karşı Erzurum, Rize, Giresun, Sivas, Maraş gibi yerlerde gösteriler ve isyan girişimleri yaşanmış; bunlar, Takrir-i Sükûn rejimi altında İstiklal Mahkemeleri’nde “halkı isyana teşvik”, “devlet kuvvetine silahlı saldırı” gibi suçlarla yargılanmıştır.
- Bu yargılamalar sonucu şapka meselesiyle bağlantılı idam sayısı, mevcut belgeler üzerinden bakıldığında “binler” değil, farklı çalışmalarda genellikle onlarca kişi (en az 18, bazı değerlendirmelerde 50 civarı) düzeyindedir; sayı tartışmalıdır ama “binlerce âlim” ifadesiyle aynı evrende değildir.
- İskilipli Atıf Hoca, “şapka giymediği için” değil; Milli Mücadele aleyhindeki faaliyetleri, Teâli-i İslam Cemiyeti bildirileri ve “Frenk Mukallitliği ve Şapka” risalesinin, isyan ortamında rejime karşı propaganda sayılması sebebiyle, vatana ihanet ve halkı isyana teşvik gerekçeleriyle idama mahkûm edilmiştir.
- Kahramanmaraş’ta 500 kişinin, Anadolu’nun çeşitli yerlerinde “binlerce âlimin” sırf şapka takmadığı için asıldığına dair rakamlar, mahkeme zabıtları ve yerel incelemelerle karşılaştırıldığında abartılı ve belgelenmemiş görünmektedir.
Bu, “Şapka Kanunu hafif bir düzenlemeydi, kimseye bir şey olmadı” anlamına gelmez. İstiklal Mahkemeleri sertti, isyanlar kanla bastırıldı, idamlar ve sürgünler yaşandı. Ancak yaşananlar, sloganda anlatıldığı gibi “binlerce âlimi sadece şapka yüzünden asma”dan çok daha karmaşık ve farklıdır.
Ayrıntılı İnceleme
1. Şapka Kanunu ne diyordu?
25 Kasım 1925 tarihli ve 671 sayılı “Şapka İktisası Hakkında Kanun” iki maddelik kısa bir kanundur. Birinci maddede:
- Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri ile genel ve yerel idaredeki memur ve müstahdemlerin Türk milletinin benimsediği şapkayı giymek zorunda olduğu,
- Türkiye halkının genel serpuşunun da şapka olduğu, buna aykırı alışkanlıkların devamının hükümetçe men edileceği
belirtilir. İkinci madde ise yürürlük tarihini düzenler.
Ceza meselesi doğrudan bu kanunda değil, Ceza Kanunu’nda düzenlenmiştir: Şapka Kanunu’na aykırı davranış, bir kıyafet emrine muhalefet olarak görülmüş; bu fiil için öngörülen yaptırım birkaç aya kadar hapis cezasıdır. Yani normatif düzeyde “şapka takmadı = idam” gibi bir düzenleme yoktur.
2. İtirazlar, gösteriler ve İstiklal Mahkemeleri
Şapka Kanunu’nun kabulünden sonra, özellikle 1925 sonu – 1926 başında Erzurum, Rize, Giresun, Sivas, Maraş gibi illerde şapka aleyhine gösteriler, yürüyüşler ve yer yer güvenlik güçleriyle çatışmaya dönüşen olaylar yaşanmıştır. Bunların bir kısmı:
- Cami çıkışı yapılan kalabalık protestolar,
- Şapka aleyhine afiş–beyanname asılması,
- Memurların şapka giymesini engellemeye dönük girişimler,
- Karakol, hükümet konağı gibi yerlere saldırı ve asker–polis öldürülmesi
şeklinde kayda geçmiştir.
Bu olaylar, Şeyh Said İsyanı sonrası çıkarılan Takrir-i Sükûn Kanunu’nun verdiği geniş yetkilerle çalışan İstiklal Mahkemeleri’ne sevk edilmiştir. Mahkemeler, dosyaları sadece “başına ne giydiğine” bakarak değil; isyan, silahlı direnme, halkı ayaklanmaya teşvik, rejimi devirmeye yönelik faaliyetler gibi suçlamalarla birlikte ele almıştır.
Örneğin kaynaklarda, Rize’de şapka karşıtı olaylar sonrası sekiz kişiye idam cezası verildiği, elliden fazla kişiye de çeşitli sürelerde hapis cezaları uygulandığı; benzer şekilde Sivas ve Giresun’da da idam ve sürgün kararları bulunduğu aktarılır.
3. Kaç kişi idam edildi? “Binler” nereden geliyor?
Şapka Kanunu bağlamında idam sayısı üzerine farklı sayılar dolaşıyor:
- Bazı araştırmacılar, 1925 Kasım – 1926 Şubat arasında Şapka Kanunu’na muhalefetle bağlantılı olarak en az 18 kişinin idam edildiğini; bunların çoğunun Rize, Erzurum, Sivas, Maraş ve Giresun olaylarıyla ilişkili olduğunu belirtir.
- Başka yazılarda bu sayı, hangi dosyaların “şapka ile ilgili” sayıldığına bağlı olarak 30–50 bandına kadar çıkar; örneğin şapka protestosu ile başlayan ama içeriği fiilen “devlet kuvvetine silahlı saldırı” olan dosyalar da aynı kefeye konur.
- Daha ideolojik metinlerde ise, İstiklal Mahkemeleri’nin bütün dönemine veya farklı isyan ve komplolara ait idam kararları da eklenerek, sayı “yüzlerce” hatta “binlerce”ye yuvarlanır; çoğu zaman somut isim listesi ve mahkeme numarası verilmez.
İstiklal Mahkemeleri üzerine çalışan tarihçiler, 1925–1927 döneminde bu mahkemelerin toplamda yüzlerce kişiyi idama mahkûm ettiğini; fakat bunların tamamının şapka ile ilgili olmadığını; önemli bir kısmının Şeyh Said İsyanı, İzmir suikastı, farklı ayaklanmalar ve siyasi davalarla ilgili olduğunu vurgular.
Dolayısıyla, “Şapka Kanunu yüzünden binlerce âlim asıldı” cümlesi; hem sayı bakımından, hem de “hepsi âlimdi” iddiası bakımından mevcut belgelerle doğrulanamayan, propaganda diliyle kurulmuş bir slogandır.
4. “Âlim” kim? İdam edilenlerin profili
Şapka protestolarıyla bağlantılı idam kararlarına bakıldığında, karşımıza çıkan kişiler arasında:
- Yerel imamlar ve din adamları,
- Kahveci, esnaf, çiftçi gibi köylü–kasabalı erkekler,
- Asker ve memurlara saldırıya karıştığı iddia edilen kişiler
bulunmaktadır. Yani idam edilenlerin tümünü medrese görmüş yüksek din âlimleri gibi sunmak da gerçekçi değildir.
Burada tekrar altını çizmek gerekir: Bir kişinin “alim” olup olmaması, idam edilmesini meşru veya gayrimeşru kılmaz. Mesele, propagandada kullanılan “binlerce âlim” ifadesinin tarihî gerçekliği ne kadar çarpıttığıdır.
5. İskilipli Atıf Hoca örneği
Şapka tartışmalarının sembol ismi İskilipli Mehmed Âtıf’tır. Kamuoyunda yaygın anlatı, “şapka giymediği için asıldı” şeklindedir. Oysa mahkeme kararı ve biyografik çalışmalar, tabloyu daha karmaşık gösterir:
- İskilipli Atıf, Milli Mücadele yıllarında Teâli-i İslam Cemiyeti’nde aktif rol almış; bu cemiyetin yayınladığı beyannamelerde Ankara’daki milli hareket ağır biçimde eleştirilmiş, İngiliz mandasına açık veya örtük destek veren ifadeler kullanılmıştır.
- 1924’te yazdığı “Frenk Mukallitliği ve Şapka” risalesi, Batı taklitçiliğini ve şapkayı sert biçimde eleştirmiş; kitap, Şapka Kanunu’ndan önce yayımlanmıştır.
- İskilipli Atıf, bu risale sebebiyle önce Giresun’da yargılanıp beraat etmiş; ancak Şeyh Said İsyanı sonrası ortamda, kitabın dağıtımının sürmesi ve geçmiş faaliyetleri birlikte değerlendirilerek Ankara İstiklal Mahkemesi’nde yeniden yargılanmıştır.
- Mahkeme kararında, suç başlıkları arasında “halkı hükümete karşı kışkırtmak”, “Milli Mücadele aleyhindeki faaliyetler” gibi maddeler yer alır; karar, onu doğrudan “şapka giymediği için” değil, rejime karşı faaliyetleri sebebiyle idama mahkûm eder.
Bu kararın adilliği, İstiklal Mahkemeleri’nin yargılama usulleri ve savunma hakkı bakımından elbette tartışılabilir; nitekim birçok tarihçi bu mahkemelerin ağır ve siyasileşmiş kararlar verdiğini yazar. Fakat bu ayrı bir tartışmadır. Somut gerçek şu ki: İskilipli Atıf’ın dosyası, ne kanun metni ne de karar gerekçesi itibarıyla, “şapka giymedi diye asıldı” şeklinde özetlenemez.
6. Kahramanmaraş’ta 500 kişi efsanesi ve fotoğraflar
Şapka tartışmalarında sık sık şu cümle dolaşır: “Maraş’ta 500 kişi şapka giymediği için asıldı.” Bu iddia da mahkeme zabıtlarıyla karşılaştırıldığında tutarsız görünmektedir.
Kahramanmaraş İstiklal Mahkemesi üzerine yapılan bir akademik çalışmada, şehirde 1925 yılı yargılamaları incelenmiş; sonuçta, şapka kanununa muhalefet değil, hırsızlık ve benzeri adi suçlar nedeniyle 7 kişinin idama mahkûm edildiği, bunlardan 3’ünün infaz edildiği, diğerlerinin çeşitli nedenlerle asılmadığı ortaya konmuştur. Buna rağmen, yerel hafızada ve polemik yazılarında yıllar içinde bu sayı “500 kişi”ye kadar şişirilmiştir.
Benzer şekilde, internette “şapka takmadıkları için asılan âlimler” etiketiyle dolaşan bazı toplu darağacı fotoğraflarının, aslında Birinci Balkan Savaşı sırasında çekilmiş infaz görüntüleri olduğu; uzmanlarca yapılan görsel karşılaştırmalar ve arşiv incelemeleriyle ortaya konmuştur. Yani sadece rakamlar değil, görseller de çoğu zaman bağlamından koparılmıştır.
7. Sonuç: Şapka, isyan ve propaganda
Toparlarsak:
- Şapka Kanunu, içerik olarak otoriter ve tepeden inmeci bir düzenlemedir; kılık kıyafet üzerinden toplumu Batılı modele uydurma iradesini açıkça gösterir.
- Kanun sonrasında çıkan isyan ve protestolar, İstiklal Mahkemeleri eliyle çok sert biçimde bastırılmış; idamlar, uzun hapis ve sürgün cezaları verilmiştir.
- Buna rağmen, kanun metninde idam cezası yoktur; şapka giymemenin hukuki karşılığı birkaç aya kadar hapis olarak düzenlenmiştir. İdamlar, şapka tartışmasıyla birleşen isyan, silahlı saldırı, rejim karşıtı faaliyet gibi suçlamalarla verilmiştir.
- Şu an bildiğimiz kadarıyla şapka olaylarıyla bağlantılı idam sayısı “onlarca” düzeyindedir; “binlerce âlimin sadece şapka takmadığı için asıldığı” iddiası, belgelenemeyen bir abartıdır.
Dolayısıyla, Şapka Kanunu’nu ve o dönemin zulümlerini konuşacaksak, bunu gerçek sayıların ve gerçek davaların üzerinden yapmak; acıları küçültmeden ama propagandaya da teslim olmadan tartışmak gerekir. Bu sayfada amaçlanan tam olarak budur.
Kaynakça ve Önerilen Okumalar
Bu metin hazırlanırken, Şapka Kanunu, İstiklal Mahkemeleri ve İskilipli Atıf Hoca hakkında hem akademik hem de popüler çalışmalardan yararlanılmıştır. Öne çıkan bazı kaynaklar:
- “Şapka Devrimi” ve “İstiklâl mahkemesi” maddeleri (Vikipedi ve TDV İslâm Ansiklopedisi): kanunun tarihi, kapsamı ve İstiklal Mahkemeleri’nin yapısı hakkında genel çerçeve.
- Şapka Kanunu’nun Resmî Gazete’de yayımlanan metni ve kanun üzerine hukuk incelemeleri: kıyafet emrine muhalefetin Ceza Kanunu’ndaki karşılığı ve öngörülen hapis cezaları.
- “Şapka Kanunu’na muhalefetten idamlar” üzerine yapılan derlemeler ve bölgesel araştırmalar: Sivas, Rize, Giresun, Erzurum, Maraş gibi illerdeki yargılamaların dökümü ve idam sayıları.
- Prof. Dr. Ahmet Eyicil’in Kahramanmaraş İstiklal Mahkemesi zabıtlarına dayalı çalışması: “Maraş’ta 500 kişi şapkadan asıldı” iddiasının mahkeme kayıtlarıyla karşılaştırılması.
- İskilipli Mehmed Âtıf Efendi biyografileri ve Ankara İstiklal Mahkemesi’nin gerekçeli kararı: Teâli-i İslâm Cemiyeti, “Frenk Mukallitliği ve Şapka” risalesi ve Milli Mücadele aleyhindeki faaliyetler bağlamında dosyanın değerlendirilmesi.
- İstiklal Mahkemeleri ve tek parti dönemiyle ilgili genel çalışmalar (Ergün Aybars, Mete Tunçay, Erik-Jan Zürcher vb.): 1925 sonrası otoriterleşme, Takrir-i Sükûn rejimi ve siyasal yargılamalar üzerine genel çerçeve.
- Şapka nedeniyle idam edilenlere dair şehir efsanelerini ve yanlış etiketlenmiş fotoğrafları inceleyen teyit–doğrulama yazıları.